iletim : Ben ve Ben
Sarışının adı, esmerin tadı; doğanın kanunu buymuş meğerse!
(10.06.2011 - 17:46)
31 Temmuz 2010 – 08:31 - Kategori: » Son Ders -
Örgü; herhangi bir ipin elle ya da şiş, tığ gibi araçlarla yapılmış ilmeklerin yan yana getirilerek birleştirilmesidir. Örücülük sanatında Türklere ait bilinen en eski örnekler, M.Ö. 7 ve 8. yüzyıllara ait buluntulardır. Türklere ait olan bu buluntulara Orta Asya‘nın Pazirik bölgesinde rastlanmıştır. Bu yörede yapılan kazılarda, konç kısmı koç boynuzu motifleriyle süslenmiş yün çoraplar bulunmuştur. Bulunan bu eserler, o dönemde örücülük sanatının Türklerde oldukça gelişmiş düzeyde olduğunu göstermektedir.
Orta Asya‘da bulunan eserlerden sonra en eski örücülük örneklerine Mısır‘da rastlanılmıştır. Mısır mezarlarında yapılan kazılarda, başparmağı ayrık kırmızı yün çoraplar bulunmuştur. Ayrıca Güney Amerika’da (Peru’da) yapılan kazılarda M.Ö. 3 ve M.S. 3. yüzyıllara [...]
16 Temmuz 2010 – 15:50 - Kategori: » Gez-Toz -
Singapur, Güneydoğu Asya’nın en küçük ada ülkesidir(Belki de en küçük ve en refah bir adalar ülkesi denilebilir). Tropikal bir iklime sahip olan Singapur(diğer adı Lion City; Aslan Şehir, Aslanlar gibi anlama gelimektedir), Endonezya ve Malezya toprakları arasında yer almaktadır. Dünyanın az sayıdaki şehir devletlerinden biridir. Parlementer demokrasi sistemi ile yönetilen bu küçük Asya ülkesinin nüfusu yaklaşık olarak 5 milyon kadardır.
Şirin ülke Singapur, birçok özelliği ile dünyanın yaşanabilir ülkelerinden bir tanesidir. Gidilesi, görülesi yerlerin de başında gelmektedir. İmkanım olsa da gitsem dedirten bir çekiciliği vardır. Singapur‘u tanıdıkça insanda hayranlık oluşturuyor. Bu bakımdan gezmek, görmek, yaşamak için oldukça uygun bir ülkedir. [...]
12 Temmuz 2010 – 14:28 - Kategori: » Seçmece Karpuz -
(Yükseliyormuş, duvar , yükseltiyorlarmış. Sesleri duyuyor musunuz? Bakın yine… Bu çığlık…Sanki… Bilemiyorum… Umarım ciğerlerin parçalanır orospu sus artık. Bağırmayı bırak. Lütfen, yalvarıyorum - sessiz ol-)
Çok büyük bir felaket içinden çıktık. Detayları hatırlamıyorum. Televizyon unutmamızı istemiyordu. Kusan kadınları, çocuklar, ezilen süzülen insan görüntüleri, durup dururken yere düşen insanlar. Kötü bir gündü. Kaçarken yerde yatan insanların üzerine basanlar, birbirini çekip düşürmeye çalışanlar. Görüntüler onlara bakıyordum. (Antideprasan kafamla ve tabi antideprasan gözlerimle. Ekrandan onların gözlerini görebiliyordum. Daha önce hiç göz görmemiş mi?)
Antideprasanlar avuç avuç. Doktor “Onların gözlerine bak ne kadar mutlu olduklarını gör ve bunu bir düşün” diyordu. (Virüslü olsaydım kaçmazdım, sonra duvarlar [...]