iletim : Ben ve Ben
Sarışının adı, esmerin tadı; doğanın kanunu buymuş meğerse! (10.06.2011 - 17:46)

ÖSYM 2010 KPSS Sonuçları - Öğren

11 Ağustos 2010 – 21:16 - Kategori: » Göze Batasıcalar

2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonuçları açıklandı.

800 bin adayın katıldığı KPSS sonuçlarını şu dakikadan itibaren www.osym.gov.tr‘den öğrenilebilecek.

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS-Lisans) sonuçları bugün açıklandı (11 Ağustos 2010). Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, 10-11 Temmuz tarihlerinde yapılan KPSS-Lisans değerlendirmesi çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların bugün saat 14.00′ten itibaren duyurulacağı belirtilmişti. Ve beklenen oldu, 2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonuçları ÖSYM tarafından açıklandı. Adaylar, sonuçları şu dakikadan itibaren http://www.osym.gov.tr internet adresinden öğrenebilecek. Lisans düzeyinde sadece A grubu ve öğretmenlik kadrolarına yönelik sınava toplam 1 milyon 370 bin 565 aday katılmıştı.

Link 1: 2010 KPSS Sonuçları - Öğren (1)

Link 2: 2010 KPSS Sonuçları - Öğren (2)

2010 KPSS Sayısal Bilgiler

2010-KPSS Lisans Sonuçlarına İlişkin Sayısal Bilgiler

İftar Sonrası Şişkinlik

11 Ağustos 2010 – 16:48 - Kategori: » Göze Batasıcalar, Önce Sağlık

Ramazan’da 13-14 saat süreyle oruç tuttuktan sonra insanın acıkması ve susaması doğaldır. Bu şikayetten korunmak amacıyla iftarda bir çorba içildikten veya hafif bir yemek yenildikten belli bir süre sonra ana yemek yenirse daha iyi olur.

Ramazan’da özellikle sindirim sistemi problemi olan kişilerde meydana gelebilen şikayetlerden biri, iftardan sonraki karın şişkinliğidir. Bu rahatsız edici şikayet iftarda tıkabasa yenilen yemekten sonra da meydana gelebilir. Ayrıca yemekler hızlı yenmemeli ve iyi çiğnenmelidir. Yemekle birlikte belli oranda su içilebilir, esas mayi ihtiyacını öğün aralarında tüketmekte yarar var. İftardan sonra ortaya çıkması muhtemel şişkinlik problemi ile karşılaşmamak için şişkinlikten korunma konusunda aşağıda bilginize sunacağım önerileri öğrenir ve uygularsanız iyi olur.

Şişkinlik için öneriler
Şişkinlik, bazılarımızı zaman zaman, bazılarımızı da sık sık ve önemli derecede rahatsız eden bir durumdur. Sabaha kadar uyutmadığı zamanlar da olur. Hepimizin yakından bildiği ve her zaman da karşımıza çıkma ihtimali olan bu şişkinlikle ilgili bazı bilgileri ve bundan, korunmaya yönelik bazı tedbirleri size iletmek istiyorum. Bunları, çoğu yazılarımızda olduğu gibi size maddeler halinde aktarıyorum:

1) Sindirim sistemimiz iyi çalışmıyorsa ve çiğ besinleri yedikten sonra şişkinlik oluşuyorsa, çiğ besinlerden mümkün olduğunca uzak durun. Çiğ sebze ve meyvelerin çoğu C vitamini bakımından zengindir. C vitamini de kaynatılan yemeklerde veya komposto türü gıdalarda çok büyük oranda kaybolmaktadır. C vitamini ihtiyacımızı karşılamak amacıyla, çiğ sebzeleri az az olmak kaydıyla tüketebiliriz, sindirimi kolaylaştırmak amacıyla salataya limon ya da sirke koymalıyız. Salata da ana yemekten önce yenirse daha kolay sindirilebilir.

2) Günlük su ihtiyacı olan 1.5-2.5 litre civarındaki suyu yemeklerle birlikte değil de, öğün aralarında içmeye çalışın. Yemeklerle beraber fazla su içilirse bu, şişkinliğe yol açabilir.

3) Çoğu meyvenin kabuklarında hazımı zorlaştıran ve bazı kişilerin de mide ve bağırsaklarını tahriş eden madde vardır. Erik, üzüm, kiraz, ananas v. s. gibi meyveler şişkinlik yapabilir. Bu türlü meyveler şişkinlik yapıyorsa ya az tüketilecek veya sıkılıp suyu içilecek. Şişkinlik problemi olanlar genellikle kabukları kolay ayıklanan meyveleri tercih etmelidirler.

4) Lifli gıdalar tercih edilmelidir. Lifli gıdalar kabızlık problemi için de çok yararlıdır, dolayısıyla kabızlığa bağlı olarak vücutta toksin birikimi de engellenmiş olmaktadır. Tahıl ürünleri, turunçgiller, incir ve pişmiş sebzeler genellikle gıdaların bağırsaklardan geçişini kolaylaştırırlar. Günde 25 gram lifli gıda bağırsakların iyi çalışması için yeterlidir. Lifli gıdalar kanserden korunmada da önemli etkenlerden biridir.

5) Aşırı soğuk ve aşırı sıcak içecekler ve yiyecekler de şişkinlik yapar. Yenilen veya içilen gıdaların ve içeceklerin ısısı vücut ısısına ne kadar yakınsa o kadar az şişkinlik yapar.

6) Hava yutmak da şişkinliğe yol açan önemli maddelerdendir. Bazıları yemek yerken hava yutarlar. Asitli içecekler ve sigara kullanımı da hava yutmaya sebep olabilir. Ayrıca çiklet çiğnemek de hava yutmaya neden olur. Özellikle şişkinlik problemi olanların bunlara dikkat etmesi gerekir.

7) Şişkinliği önlemede en önemli madde besinlerin iyi çiğnenmesidir. Yemekler iyi çiğnenmezse midenin işi zorlaşır ve şişkinlik kaçınılmaz olur. İyi çiğnenen besinler midede az kalacağından şişkinlik oluşma ihtimali çok azdır ve iyi çiğnenmiş gıdaların sindirimi de çok kolay olur. Ayrıca yemekler iyi çiğnendiği zaman doyma refleksi de zamanında uyarılacak ve fazla yemek yenip kilo alınmayacaktır. Hızlı yemek yemek kilo almada çok önemli bir etkendir. Toplumumuzda çok yaygın olan bu kötü alışkanlığın mümkün olduğunca terkedilmesinde yarar var. Ayrıca yemekler yavaş ve iyi çiğnenerek yendiği zaman metabolizma da (vücudun gıdaları yakabilme kabiliyeti) çok daha iyi çalışacaktır.

8) Bir oturuşta tıka basa yenen yemekler de şişkinlik yapar. Yemekler mümkün olduğunca sık sık ve az az yenmelidir. Mümkünse, günlük alınması gereken yemekler üç ana öğün ve üç ara öğün şeklinde tüketilmelidir.

Ergenlik Döneminde Sık Görülen Cilt Sorunları (1)

11 Ağustos 2010 – 10:43 - Kategori: » Önce Sağlık

Ergenlikte büyüme ve gelişme sırasında deri ile ilgili yakınmalar, sorunlar ön plana geçer. Pek çok ergen, ergenlik sivilcesi (akne vulgaris) ya da deride yağlanma (seboreik dermatit) sorunlarını ergenlik döneminde yoğun olarak yaşar.

Ergenlik Sivilcesi (Akne Vulgaris): Ergenlik döneminde en sık görülen deri sorunlarından biri sivilcelerdir. Erkeklerde sivilceler 14-19 yaşlarında sık olarak görülür. Erkeklerde daha yaygın, daha şiddetli seyir gösterir ve genellikle 20′li yaşlarda geçer; ancak, bazı kişilkerde ileri yaşlara kadar devam edebilir.

Ergenlik Döneminde Cilt Sorunları

Ergenlik döneminde cinsiyet hormonlarının salgılanmaya başlanmasıyla yağ bezlerinin boyutları büyür, salgıları artar ve yapıları değişir. Artmış olan salgılar, yağ bezi kanallarının bağlı olduğu kıl kanalları aracılığıyla deri yüzeyine salınır. Derinin bozulan kısmı ile hücre yenilenmesi sırasında dökülen deri atıkları bu kanallarda birikir. Kanallarda biriken deri atıkları, yağ ile birleşerek kanallarda silindirik yapıda olan tıkaçları oluşturur. Bu tıkaçlar, genel olarak minik kabartılar şeklindedirler. Kanallarda biriken deri atıkları ve yağdan oluşan bu tıkaçların bazılarının ağızları kapalı olup deri rengindedirler; bu kabarcıklara “beyaz nokta” adı verilir. Tıkaçların bazılarının uçları dışarı açılmıştır; biriken yağ doku kir ile birlereşerek siyahlaşır; bu oluşuma da “siyah nokta” adı verilir.

Deride doğal olarak az sayıda bulunan zararsız bir mikroorganizma (propionibacterium acnes) yağlı tıkaçların içerisinde rahat üreme olanağı bularak çoğalır. Bunun sonucunda önce iltihaplı kırmızı kabartılar sonra sarı-beyaz cerahatli yapılar gelişerek ergenlik sivilcesi oluşur. Ergenlik sivilceleri, en başta yüz olmak üzere sırt ve kalça gibi yağ bezlerinin yoğun olduğu alanlarda görülür.

Sivilcelerin seyrini etkileyen bazı faktörler vardır. Kalıtsal(genetik) özellikler, sivilcenin ortaya çıkmasında ve seyrinde önemli rol oynar. Stresin sivilce artışına neden olabileceği söylenmekle birlikte, net bir bilgi yoktur.

Pek çok kişi özellikle çikolata, kuru yemiş, gazlı içecek ve yağlı yiyecekler ile sivilce oluşumu arasında ilişki olduğuna inanır. Ancak, gıdalarla sivilce oluşumu arasında var olduğu düşünülen bu ilişki bilimsel olarak kanıtlanmamaıştır. Yüze yağlı krem ve benzeri ürünlerin sık uygulanması sivilce oluşmunu arttırabilir. Yağlı cilt tipine sahip kişiler, yağlı kremler kullanmamaya özen göstermelidir.

Ergenlik döneminde pek çok gençte görülen sivilceler yaşamı tehdit eden bir sağlık sorunu değildir. Genellikle erişkin dönem öncesinde biten bu durum bazen gençler tarafından büyük problem haline getirilmektedir. Ergenlik döneminde kişinin, kendi bedenindeki değişimler hakkında yeterince bilgi sahibi olmaması ve sivilcenin çevresindeki kişiler ile iletişimi olumsuz olarak etkilediğini düşünmesi, ruhsal ve sosyal sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Sivilcenin oluşma nedeni ve bakımının bilinmesi, bu sorunların yaşanmasını engellemeye yardımcı olacaktır.

Tedavi edilmeyen sivilceler ciltte iz bırakabileceği için ihmal edilmemelidir. Tedavi bir hekim tarafından yapılmalıdır. Sivilce tedavisinin, sabır ve özenle uygulanması gerekir. Sonrasında da tekrarlanmasını önlemek için devamlı cilt bakımı gereklidir. Günde ikiyi geçmemek, cildi tahriş etmemek şartıyla yüzün sabun veya özel temizleyicilerle temizlenmesi tedaviye destek olur. Sivilceler bulaşıcı değildir ancak sivilceler sıkıldığı zaman deride yara oluşur ve iz kalma olasılığı da artar.

Ergenlik Döneminde Sık Görülen Cilt Sorunları (2) - trksh.org (bknz)

Abone Olmak ?

 e-Posta ile abone olun: